 |
| Əvvəlki mövzu :: Sonrakı mövzu |
| Müəllif |
Mesaj |
Ahdes Duygusal


Daxil ol: Jan 04, 2007 Mesajlar: 2201
Xal
|
Göndərilib: C. Avq. 31, 2007 4:14 pm Mesaj mətni: Heyvanlar Aləmi |
|
|
Evrensel Hayvan Hakları Bildirisi
15 Ekim 1978'de Paris UNESCO evinde ilan edilen Hayvan Hakları Evrensel Bildirisi
1. Bütün hayvanlar yaşam önünde eşit doğarlar ve aynı var olma hakkına sahiptirler.
2. Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir. Bir hayvan türü olan insan, öbür hayvanları yok edemez. Bu hakkı çiğneyerek onları sömüremez. Bilgilerini hayvanların hizmetine sunmakla görevlidir. Bütün hayvanların insanca gözetilme, bakılma ve korunma hakları vardır.
3. Hiçbir hayvana kötü davranılamaz, acımasız ve zalimce eylem yapılamaz. Bir hayvanın öldürülmesi zorunlu olursa, bu bir anda, acı çektirmeden ve korkutmadan yapılmalıdır.
4. Yabani türden olan bütün hayvanlar, kendi özel doğal çevrelerinde karada, havada ve suda yaşama ve üretme hakkına sahiptir. Eğitim amaçlı olsa bile özgürlükten yoksun kılmanın her çeşidi bu hakka aykırıdır.
5. Geleneksel olarak insanların çevresinde yaşayan bir türden olan bütün hayvanlar uyumlu bir biçimde türüne özgü yaşam koşulları ve özgürlük içinde yaşama ve üreme hakkına sahiptir.
6. İnsanların yanlarına aldıkları bütün hayvanlar doğal ömür uzunluklarına uygun sürece yaşama hakkına sahiptir. Bir hayvanı terk etmek acımasız ve aşağılık bir davranıştır.
7. Bütün çalışan hayvanlar iş süresi ve yoğunluğunun sınırlandırılması ve güçlerini artırıcı bir beslenme ve dinlenme hakkına sahiptir.
8. Hayvanlara fiziki ya da psikolojik bir acı çektiren deneyler yapmak hayvan haklarına aykırıdır. Tıbbi, bilimsel, ticari ve başkaca biçimlerdeki her türlü deneyler için de durum böyledir.
9. Hayvan beslenmek için yetiştirilmişse de bakılmalı, barındırılmalı, taşınmalı, ölümü de acı çektirmeden ve korkutmadan olmalıdır.
10. Hayvanlardan insanların eğlencesi olsun diye yararlanılamaz, hayvanların seyrettirilmesi ve hayvanlardan yararlanılan gösteriler hayvan onuruna aykırıdır.
11. Zorunluluk olmaksızın bir hayvanın öldürülmesi yaşama karşı suçtur.
12. Çok sayıda yabani hayvanın öldürülmesi demek olan her davranış bir soykırım, yani bir suçtur.
13. Hayvan ölümüne de saygı göstermek gerekir. Hayvanın öldürüldüğü şiddet sahneleri sinema ve televizyonda yasaklanmalıdır.
14. Hayvanları koruma ve savunma kuralları, hükümet düzeyinde temsil olunmalıdır. Hayvan hakları da insan hakları gibi yasayla korunmalıdır. |
|
| Əvvələ qayıt |
|
Ahdes Duygusal


Daxil ol: Jan 04, 2007 Mesajlar: 2201
Xal
|
Göndərilib: C. Avq. 31, 2007 4:17 pm Mesaj mətni: Kuşların Dünya'ya Geldikleri İlk Anlar |
|
|
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
|
|
| Əvvələ qayıt |
|
Ahdes Duygusal


Daxil ol: Jan 04, 2007 Mesajlar: 2201
Xal
|
Göndərilib: C. Avq. 31, 2007 4:19 pm Mesaj mətni: Kanguru Yavrusunun Gizemi |
|
|
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
Yeni doğmuş bir kanguru yavrusu, ilk anlarda bir fasulye tanesinden daha büyük değildir ve bacakları henüz gelişmeye başlamıştır. Ayrıca kanguru yavruları ilk doğduklarında kördürler. Çünkü memeli yavrularının tümünün anne karnında geçirdikleri bir dönemde dünyaya gelen yavrular tam olarak gelişmemiştir. Bu nedenle yavru kangurular için annelerinin vücudunda hazırlanmış olan tüylü kese çok önemli bir korunma yeridir. Bu kese yavru büyüdükçe genişleyecektir. Kesenin girişinde yavrunun fırlamasını engelleyen özel kaslar vardır; bu kaslar, anne kanguru suya girdiğinde de içeriye suyun dolmasını engelleyecektir.
Kanguruların sütü de yavruların tam ihtiyacı olan özelliklerdedir. Yavrunun büyümesiyle birlikte sütün içindeki maddeler değişir. Sütün bileşimindeki yağ ve diğer bileşikler yavrunun büyümesine paralel olarak zamanla değişir.
İlk yavru bu besleyici sütü emmeye devam ederken hemen ardından doğan ikinci yavru için, hazmı kolay olan süt verilmeye başlanır. Üçüncü yavru dünyaya geldiğinde ise, farklı nitelikte üretilen sütlerin sayısı üçe çıkar. Her yavru kendine hazırlanan sütü kolaylıkla bulur, hiç karışıklık olmaz. Bu beslenme sisteminin özel bir yaratılışın eseri olduğu çok açıktır. Anne kangurunun bu işi bilinçli olarak düzenleme imkanı yoktur.
Bir hayvan, nasıl olur da, farklı büyüklüklerdeki yavruların ihtiyacı olan sütlerin bileşimini hesaplar? Hesaplasa bile, bunu nasıl kendi vücudunda üretebilir? Bu üç ayrı sütü, üç ayrı kanaldan nasıl verebilir?
Kuşkusuz kanguru bunların hiçbirini kendisi yapmamaktadır; onun, vücudundan çıkan sütün üç ayrı türü olduğundan haberi bile yoktur. Bu, olağanüstü işlem, kangurunun yaratılışındaki ihtişamdan kaynaklanmaktadır |
|
| Əvvələ qayıt |
|
Ahdes Duygusal


Daxil ol: Jan 04, 2007 Mesajlar: 2201
Xal
|
Göndərilib: C. Avq. 31, 2007 4:22 pm Mesaj mətni: Tsunami Sonrası Karaya Vuran Yaratıklar |
|
|
Tsunami Sonrası Karaya Vuran Yaratıklar
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
|
|
| Əvvələ qayıt |
|
Ahdes Duygusal


Daxil ol: Jan 04, 2007 Mesajlar: 2201
Xal
|
Göndərilib: C. Avq. 31, 2007 4:23 pm Mesaj mətni: Karıncaların Boğulmaması |
|
|
Bir karıncayı alın, suyun içine batırın, saatlerce tutun ölmez. Sudan çıkardığınızda ölü gibi görünür ama birkaç saat içinde kendine gelir. Biz insanlar böyle suya batırılsak, nefes alamadığımız için oksijensizlikten ölürüz ama su karıncaların çok ince olan nefes tüplerinden içeri giremez. Karbondioksitten narkoz yemiş gibi olurlar. Tabii ki bu süre çok uzarsa onlar da ölürler ama dayanma süreleri inanılmazdır.
Ne var ki, karıncalar yağmur ve seller altında bu şekilde nefeslerini tutarak mücadele vermiyorlar. Yağmuru hissedince yuvalarına giriyorlar ve giriş yollarını tıkıyorlar. Ateş karıncası denilen bir türünde ise karıncalar birbirlerine tutunarak sel sularının üstünde yüzüyorlar. Bir yerde karaya vurup çıkıyorlar. Tabii kraliçe karınca ortada, yüksekte ve mümkün olduğunca kuru tutuluyor.
Karınca yuvaları inşaat tekniği olarak örnektirler. Yuvanın girişine bağlı ve buradaki suyu alıp başka tarafa verebilen birçok tünel daha inşa ederler. Bazıları ise yuvalarının üstünü öyle sağlam kapatırlar ki, sel sularının bir evin çatısının üstünden aşması gibi geçip giderler.
Yine de bir aksilik olur, yuva su ile dolarsa, karıncalar çöp ve yaprak parçalarına veya yukarıda belirtildiği gibi birbirlerine tutunup yüzebilirler. Çok şiddetli yağmurdan sonra oluşan çamur tünellerini kapattığı zaman ise yuvalarını yeniden inşa etmek zorunda kalırlar.
Gündelik hayatta artık yaygın olarak kullanılan mikrodalga fırınların kapaklarında kaçak yapmamaları, insanlara zarar vermemeleri için özel tedbirler alınır. Ancak bir mikrodalga fırınına girmiş karıncaya, fırın çalıştığı sürece bir zarar gelmeyeceğini biliyor muydunuz?
Mikrodalga fırınlarında ışın yoğunluğu bir noktaya göre ayarlıdır. Bu nokta hemen hemen fırının ortasıdır. Bu nedenle yiyecek, her tarafı eşit pissin diye ortada dönen bir tabla üzerine konulur. Karıncalar fırında ışınların daha az yoğun olduğu bölgeleri hissederler. Zaten sıcak bölgelere girseler de, vücut yüzey alanlarının hacimlerine oranla yüksek olması nedeni ile ılık bölgeyi bulana kadar kendilerine zarar gelmez. |
|
| Əvvələ qayıt |
|
Ahdes Duygusal


Daxil ol: Jan 04, 2007 Mesajlar: 2201
Xal
|
Göndərilib: C. Avq. 31, 2007 4:25 pm Mesaj mətni: İnsanlık ayıbı |
|
|
Hayvanlar Kadar Olamayan Bizler İçin....İNSANLIK AYIBI...
İspanya’nın Seville kentinde yapılan boğa güreşlerinde yaşanan insanlık ayıbını bir at ortaya çıkardı.
İspanya’nın Seville kentinde her yıl nisan ayında yapılan boğa güreşi festivali yine kanlı bir güne sahne oldu.
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
Matador Diego Ventura atının üzerine gururla oturdu ve ‘şova’ başladı.
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
Ventura’nın kılıçlarının hedefi boğaydı. Yüzündeki ifade aslında kimin vahşi olduğunu ortaya koyuyor. Başka söze gerek yok…
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
Matadorun her yeni kılıç darbesi binlerce İspanyolu kendinden geçirdi.
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
Boğaya sapladığı kılıçlarla tatmin olmayan Ventura, daha çok alkış için boğanın kulaklarını da kesti.
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
Tribünlerden gelen mükafatını alan kahraman sevinç çığlıkları atarken yaralı boğa hemen yanı başında can çekişiyordu.
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
O sırada boğaya yaklaşan matadorun atı insanlık dersi verdi. Binlerce insanın göstermediği merhameti gösterdi ve boğanın yaralarını kendince iyileştirmeye çalıştı.
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
|
|
| Əvvələ qayıt |
|
Ahdes Duygusal


Daxil ol: Jan 04, 2007 Mesajlar: 2201
Xal
|
Göndərilib: C. Avq. 31, 2007 4:26 pm Mesaj mətni: yarasalar niçin kan emer?? |
|
|
Çoğumuz belki hayatımızda hiç yarasa görmemişizdir. Çünkü yarasalar insanlardan uzaklarda, genellikle mağara kovuklarında yaşar ve geceleri zifiri karanlıkta ortaya çıkarlar. Yarasalar tabiatın harikulade yaratıklarından biridir. İnanılmaz özelliklere ve örnek bir toplumsal dayanışmaya sahiptirler.
Dünyada 900 değişik yarasa cinsi olduğu biliniyor. Kan ile beslenmeleri insanların gözünde onlarıvampir ile özdeşleştirmiş, hep korkulan bir hayvan olmuşlardır. Halbuki yarasaların çoğu kan ile beslenmez. Zararlıböcekleri yiyerek insanlığa faydalarıdokunur. Sadece bir yarasa bir saat içinde 300 böcek yiyebilir. Muz, avakodo gibi ticari değeri yüksek ağaçların çoğalmalarıiçin polenlerinin taşınmasında en önemli rolü yarasalar oynar.
Şimdi gelelim yarasaların şaşırtıcıözelliklerine. Bir kere yarasa uçabilen tek memeli hayvandır. Dünyada nüfus sayısıolarak da ikinci sıradadırlar. Dünyanın
en küçük memelisi de bir yarasa türüdür. İlk olarak Tayland'da keşfedilen bu minik yarasa 2-3 gram ağırlığında ve bir yaban arısıbüyüklüğündedir.
Yarasalar yönlerini bulmak ve beslenmek için çok yüksek titreşimli ses dalgalarıyayarlar. Bu ses dalgalarının frekansları20 binin üzerinde, yani ultrasonik olduklarıiçin insanlar bunlarıduyamaz. Bu ultrasonik sesler yerdeki avdan yansıyarak yarasaya geri gelir. İşitme sistemi ile bu geri gelen sesi algılayan yarasa avının bulunduğu yeri kesinlikle saptar. Hatta devamlıgönderdiği ses dalgalarısayesinde onun hareketini de izleyebilir. Yarasaların bazılarının bir çeşit sonar olan bu sistemi o kadar gelişmiştir ki, dişilerini arayan erkek kurbağaların seslerinden büyüklüklerini ve iyi bir av olup olmadıklarınıanında saptayabilirler.
Yarasalar gece ava çıkmak için, ay varsa onun kayboluşunu, yani tam karanlığıbeklerler. Sıcak kanlımemeli hayvanların kanlarıile beslenen yarasalar genellikle atlarısığırlara tercih ederler. Salgısında bulunan pıhtılaşmayıönleyici bir madde 20-30 dakika kanın sürekli akmasınısağlar ve beslenme gerçekleşir. Bir kez kanınıemdikleri hayvanla karşılaşırlarsa diğerlerini bırakıp yine ona saldırırlar.
Vampir yarasalar arka arkaya iki gece kan içmedikleri takdirde ölürler. Her gece vücut ağırlığının en az yarısıkadar kan içmek zorundadırlar. Doğumdan sonra anne, emzirmenin yanında yavruya takviye olarak, kusarak kan da verir. Bu yetersiz kalırsa bir başkasıyardımcıolur. Hatta yetişkin yarasaların, ölmek üzere olan bir başkasına ağızdan kan verip onu kurtardıklarıgörülmüştür. Toplumsal dayanışmanın bu kadar güçlü olduğu az canlıtopluluğu vardır.
|
|
| Əvvələ qayıt |
|
Ahdes Duygusal


Daxil ol: Jan 04, 2007 Mesajlar: 2201
Xal
|
Göndərilib: C. Avq. 31, 2007 4:27 pm Mesaj mətni: Hayvan resimleri |
|
|
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
|
|
| Əvvələ qayıt |
|
Ahdes Duygusal


Daxil ol: Jan 04, 2007 Mesajlar: 2201
Xal
|
Göndərilib: C. Avq. 31, 2007 4:28 pm Mesaj mətni: Hayvan resimleri-2 |
|
|
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
|
|
| Əvvələ qayıt |
|
Ahdes Duygusal


Daxil ol: Jan 04, 2007 Mesajlar: 2201
Xal
|
Göndərilib: C. Avq. 31, 2007 4:29 pm Mesaj mətni: Hayvan resimleri-Atlar |
|
|
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
|
|
| Əvvələ qayıt |
|
KaRTaNeSii Azeri.net Sevdalısı


Daxil ol: Aug 01, 2007 Mesajlar: 1141 Şəhər/ölkə: istanbul Xal
|
Göndərilib: C. Avq. 31, 2007 5:05 pm Mesaj mətni: |
|
|
ellerine sağlık mystery çok güzel olmş
ama boğa güreşi resimlerinde çok ağladım
insanlar bile bu kadar olamıyo işte bu yüzden hayvanları insanlrdan daa çok seviyorum  _________________ DeLinse yer;çökse gök;yansa küL oLsa dört yan
Yüce diLeğe doğru yine yürürüz yayan
YıLdırımdan,tipiden,kasırgadan yıLmayan;
ÖLümLerLe eğLenen tunç yürekLi TüRKLeRiZz |
|
| Əvvələ qayıt |
|
KaRTaNeSii Azeri.net Sevdalısı


Daxil ol: Aug 01, 2007 Mesajlar: 1141 Şəhər/ölkə: istanbul Xal
|
Göndərilib: C. Avq. 31, 2007 5:18 pm Mesaj mətni: |
|
|
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
[/list]
_________________ DeLinse yer;çökse gök;yansa küL oLsa dört yan
Yüce diLeğe doğru yine yürürüz yayan
YıLdırımdan,tipiden,kasırgadan yıLmayan;
ÖLümLerLe eğLenen tunç yürekLi TüRKLeRiZz |
|
| Əvvələ qayıt |
|
Elif Decel Şirine


Daxil ol: Feb 21, 2007 Mesajlar: 5194
Xal
|
|
| Əvvələ qayıt |
|
Ahdes Duygusal


Daxil ol: Jan 04, 2007 Mesajlar: 2201
Xal
|
Göndərilib: C. Avq. 31, 2007 5:42 pm Mesaj mətni: |
|
|
Teşekkürederim Elif hilal begenmenize sevindim |
|
| Əvvələ qayıt |
|
Ahdes Duygusal


Daxil ol: Jan 04, 2007 Mesajlar: 2201
Xal
|
Göndərilib: C. Avq. 31, 2007 5:43 pm Mesaj mətni: Karincalarin Üstün Zekasi |
|
|
| Sadece qeydiyyatlı istifadeçiler görebiler. |
Karıncaların müthiş zekası şaşırtıyor
"Eciton burchellii" türü karıncalar, yiyecek taşıyan işçilerin yuvaya rahatça dönebilmelerini sağlamak için yol üstündeki çukurları kendi gövdeleriyle dolduruyor
"Hayvan Davranışı" adlı ihtisas dergisinin son sayısında yayınlanan araştırma, kolonideki bazı karıncaların, yoldaki çukurları kendi bedenlerini kullanarak doldurmayı görev edindiğini gösterdi. İngiliz Bristol üniversitesinden biyolog Scott Powell ve Nigel Franks'in çalışmasına göre, "yolun yüzeyinde yapılan değişiklikler, ganimet taşıyan karıncaların son sürat yuvaya dönmelerini sağlıyor."
Araştırmacılara göre, "E. burchellii" kolonilerinde birey sayısı 700 bini bulabiliyor. Karıncaların üçte biri her gün ya da iki günde bir yiyecek bulmaya çıkıyor. Bu tropikal karınca türünün üyelerinin boyları ilginç şekilde birbirlerinin beş katına kadar çıkıyor. Araştırmacılar, sadece ortaya çıkan çukur büyüklüğünde gövdeye sahip olan hayvanların "cuk oturarak" çukurları kapadığını tespit etti.
Daha küçükler ve daha büyükler ise yollarına devam ediyor. Yolda karşılaşılan herhangi bir çukur, en geç 30 saniyede dolduruluyor. Gövdesiyle çukuru dolduran karınca, hemcinslerinin sırtına basarak geçip gitmesini bekliyor. 5 saniye boyunca tepesine basan olmazsa çukurdan çıkıp yuvaya yöneliyor.
Araştırmacılar, karıncaların yoluna engeller koyarak gözlem ve karşılaştırmalar da yaptı ve gördüler ki, bir grubun içindeki "ihtisas sahiplerinin" varlığı, bütün grubun performansını iyileştiriyor. Söz gelimi, 200 bin bireyden oluşan gruptan 7500 karıncanın engellerin aşılmasını kolaylaştırması halinde, yuvaya taşınan yiyecek miktarı dörtte bir artıyor. Uzmanlara göre, yuvaya taşınan yiyecek miktarı ne kadar çoksa koloni o kadar büyüyor. Karıncalar da, bu durumun farkında oldukları için eve dönüşü kolaylaştırıyor... |
|
| Əvvələ qayıt |
|
|
|
Bu forumda yeni mövzu aça bilməzsiniz. Bu forumdakı mesajlara cavab verə bilməzsiniz. Bu forumdakı mesajlarınızı düzəldə biməzsiniz. Bu forumdakı mesajlarınızı silə bilməzsiniz. Bu forumdakı sorğularda səs verə bilməzsiniz.
|
|